İnisiyatif'ten

İnisiyatif Dergisi Nisan sayısından hepinize merhabalar efendim!

Ağaçların çiçeklenmesi, erguvanların açması her ne kadar içimizi huzurla kaplasa, bizi tüm dertlerden koparıp sonsuz bir rahatlığa kavuştursa da dünyada yaşananlar pek iç açıcı değil maalesef. Doğanın ayaklanmasından esinlenmiş gibi görünsek de aslında toplumların ayaklanması sebebiyle sizlere bol eleştirili, bol sitemli, bol isyan ve katliam içerikli yazılar hazırladık ama bu sizi korkutmasın.Devamı...

4._kusak_logo

Kullanıcı Paneli

Kayıtlı kullanıcılarımız yazılara yorum yapabilmektedir.

mod_vvisit_counterBugün4314
mod_vvisit_counterDün2371
mod_vvisit_counterBu Hafta18269
mod_vvisit_counterBu Ay39068
mod_vvisit_counterToplam808291

Devrim Değil de Evrim Olsa


2011, siyasi ve ekonomik gelişmeler açısından son 80 yılın en hareketli yılı olarak tarihe geçti. Bu hareketliliğe neden olan olayların başında da hiç kuşkusuz Arap Baharı diye tanımlanan, Tunus'da başlayıp, Mısır ve Libya gibi ülkeleri etkisi altına alıp bu ülkelerde mevcut rejimlerin yıkılmasına neden olan, olaylar zinciri gelir. Ben bu yazımda bu olaylar zincirinin yani Arap Baharı'nın Libya'ya etkisinden bahsedeceğim. Ama önce Libya'daki gelişmeleri anlamak için yakın tarihinde ufak bir gezintiye çıkmak, etnik ve siyasi yapısını ziyaret etmek istiyorum.



Libya'nın Kısa Siyasi Tarihi
Memlüklü sultanlarının idaresi altında olan Libya, 1551 yılında Osmanlı Devleti tarafından fethedilmiş, 400 yıl huzur ve refah içinde Osmanlı himayesi altında yaşamıştır. 1912 yılında ise Osmanlı İtalya arasında yapılan Uşi Antlaşması sonrası İtalyanların eline geçmiştir. İtalya'nın yönetiminden hiç memnun olmayan halk birçok kez ayaklansa da, bu ayaklanmalar 2. Dünya Savaşı'na kadar sonuçsuz kalmıştır. 2. Dünya Savaşı'nın galip devletleri İtalya'nın Libya üstündeki hakimiyetine son vermiş ve 1951'de, Birleşmiş Milletlerin de desteğiyle, Libya bağımsızlığına kavuşmuş. Böylece Bağımsız Libya Birleşik Krallığı kurulmuştur. Devletin ilk kralı Senusi tarikatı lideri İdris El Senusi 'dir. Şeyh İdris diye de anılır. Bingazi aşiretinin lideri olan Şeyh İdris, Libya'nın bağımsızlığını kazanmasında önemli bir rol oynamıştır. Libya 1953'te Arap Birliği'ne, 1955 yılında da BM'ye üye olmuştur. Kurulduğunda federatif bir yönetim şekliyle yönetilen Libya, ilk başlarda 3 eyaletten oluşurken, 1963 yılında 10 yönetim bölgesine ayrıldı. 1969'da meşruti krallık haline geldi. 2 yıl sonra genç subaylar İdris'i gerçekleştirdiği Türkiye ziyareti sırasında devirip darbe yaptılar. Darbe lideri Muammer Kaddafi ihtilalden sonra, önce başbakan daha sonra devlet başkanı oldu. Böylelikle 42 yıl sürecek olan Kaddafi yönetimi başlamış oldu.


Kaddafi Yönetimi ve Libya Ekonomisi

1959 yılında Libya'da petrolün bulunmasıyla ülkede yabancı petrol şirketlerinin ve yabancı askeri üstlerin artması, petrol bulunmasına rağmen kaynakların iyi kullanılmaması, ekonominin iyi yönetilmemesi ve insanların fakirleşmesi, genç subayların yaptıkları darbenin en önemli sebeplerindendir. Tabii o dönemde yaygınlaşan Arap milliyetçiliği rüzgarının etkisi de göz ardı edilmemeli. Arap Milliyetçiliğin yaygınlaşması ve sayılan diğer nedenler Batı karşıtı olan kesimi güçlendirmiş ve yönetim devrilmiştir.

Kaddafi başa geldikten sonra da batı karşıtlığını sürdürmüş, yabancı şirketlerle yapılan petrol anlaşmalarını yok saymış, askerî üstlerin boşaltılmasını istemiştir. 1973 yılına gelindiğinde ülkedeki petrol şirketlerinin  %51'i Libya'ya ait duruma gelmiştir. Kaddafi ayrıca Filistin davasını desteklemiş, amacının Arap Dünyasına hizmet etmek olduğunu her platformda vurgulamıştır. Libya’nın Batı karşıtı politikalarına cevap 1980lerde ABD’den gelmiştir. 1988’de Libya’nın uluslararası terörizme destek verdiğini öne sürerek Libya’ya ambargo başlatmıştır. ABD ve İngiltere’nin yolcu uçağının Lockerbie şehrinde düşürülmesinin Libya tarafından organize edildiğini düşünen Batılı siyasetçiler 1992’de BM'nin, 1994’te de AB’nin Libya’ya ambargo uygulamasını sağlamışlardı. Kaddafi daha sonra 2003 yılındaki uçak kaçırma hadisesinde Libya’nın bağlantısı olduğunu kabul etmiş ve tazminat ödeyeceğini bildirmiştir. Bu gelişmelerden sonra Libya nükleer silah programından da vazgeçtiğini açıklamış, bunun üzerine Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler ile ilişkiler normalleşme sürecine girmiştir.

Kaddafi'nin yönetim esaslarını anlattığı 'Yeşil Kitap' adlı eserinde, yönetim sistemini Cemhariye (cumhuriyet ve halk kelimelerinin birleşmesinden türetilmiştir) olarak adlandırmıştır. Bu sistemde siyasi partiler yok. Halk yerel meclisler aracılığıyla doğudan yönetime katılıyor. Genel halk kongreleri tarafından formüle edilen yasalar geçerlilik kazanıyor. Peki Devlet Başkanı Kaddafi nasıl her şeye egemen oluyor? Bu sorunun cevabını Kaddafi'nin  Newsweek dergisine verdiği bir röportajdan çıkartabiliyoruz. Kaddafi bu soruyu şöyle cevaplıyor: "Ben devrimi yönetiyorum. Görevim iktidarı kullanmak için kitleleri uyarmaktan ibaret. İktidar ya güç ya da halk komitelerinin aracılığıyla kitlelerin elinde. Halk kongrelerinin arasında devrim komiteleri bulunur ve ben bu komiteleri yönetirim." İşte kaddafi bu komiteler sayesinde 42 yıl ipleri elinden hiç kaçırmadı.

Libya'nın ekonomisine gelince, 90 milyar dolar Gayri Safi Milli Hasılası olan ve kişi başı gelirin 14 bin dolar olduğu Libya’nın dış borcu bulunmamaktaydı. 2010 yılında enflasyon % 2,5 dir. Libya, olaylar başlamadan önce kredi derecelendirme kuruluşlarından da en yüksek not olan AAA alıyordu. Libya IMF raporuna göre 2009 yılında 9,4 milyar dolar, 2010 yılında da 15,5 milyar dolar cari fazla vermiştir. Gayri safi yurt içi hasılasının % 61,8’i kadar halkından vergi toplayan Libya (dünyada 10. sıradadır), 2010 yılında bütçe Gayri Safi Milli Hasıla’nın % 9,6'sı kadar fazla vermiş, bu oranla da dünyada 8. sırada yer almıştır. Libya’da 1,7 milyon kişi çalışmakta olup çalışanların % 17’si tarım, % 23 ü endüstri,  % 59’u da hizmet sektöründe istihdam edilmektedir.
Tabii bu veriler devrim öncesine ait; devrim sonrasında ekonomik bozulmalar ortaya çıkmıştır.


Devrim Nedenleri

Arap Baharı'nın nedenleri düşünüldüğünde genellikle küreselleşme, sosyal medya etkisi, özgürlük isteği, artan yoksulluk gibi nedenler akla gelir. Libya'da yukarıdaki bilgilere baktığımızda ekonominin gayet iyi olduğunu görüyoruz. Ne var ki, Libya'da kişi başına düşen ortalama gelirin fazla olmasına rağmen orantısız gelir dağılımı sebebiyle, halkın büyük bir kesimi yoksulluk içinde. Halk her ne kadar yönetime katılma imkanı bulsa da, devlet başkanını değiştirme imkanları yok. Devrimin en büyük güçleri olan gençler, önceleri Avrupa ve ABD ülkelerinde kariyer yapma hayalleri kurarken, bu ülkelerde 2008 yılında patlak veren krizler nedeniyle gençler bu ülkelere gitmekten vazgeçip kendi ülkelerinin şartlarını iyileştirmeye karar vermişlerdir. Bunlar devrimi etkileyen iç faktörler olarak gösterilebilir. Bir de dış faktörler var tabii. Libya’daki yeni dönem öncesinde, dünyanın en büyük ekonomisi ABD’nin petrol rezervlerinin yoğun olduğu Kuzey Afrika ve Arap yarımadasında ülke rejimleri üzerinde hakimiyet sürdüğü fakat Libya gibi, bir diktatör tarafından yönetilen önemli bir petrol üreticisi ve geniş petrol rezervlerine sahip bir ülkenin pazarına hakim olamaması da göz önünde bulundurulması gereken önemli bir faktördür.

 


Her ay dergimizin yeni sayılarından ve kısaca içeriğinden haberdar olmak için:


İsim:

Eposta: